Bumerang

24 Kasım 2013 Pazar

KOMŞUMUZU HİÇ TANIMIYORUZ


Bizim buraya gelme hikayemiz bir senedir var. Yılan hikayesine döndü hatta. Neyse… Onca zamandır İran konusunda araştırıyorum, okuyorum, soruyorum, insanlarla tanışıyorum. Bu öğrendiğim taze bilgiler, daha öncekilerden o kadar farklı ki. Televizyonlardan, sağdan soldan duyduklarımızdan, yalan yanlış bilgilerden oluşan önyargılarımız var. Bir de insanın egosu var, birilerini hor görmezsek, ötekileştirmezsek rahat edemiyoruz sanki. Bu ego ve önyargılar kendi doğumuzdan bizi soyutlamış. Hani nasıl dünyada birçok ülke bizi hala fes takıp deveye binen insanlar zannediyor, biz de İran’ı bambaşka bir yere koymuşuz kafamızda. (Benzeri bir durumu yaşayan arkadaşım Vesile de kendi bloğunda bahsetmiş ötekileştirmelerden. http://www.ipekyilmaz.com/  Sen Türk müsün? başlığına bir göz atıverin. )


Bizim oraya gideceğimizi duyanlar arasında tebrik edip, İran uygarlığının önemine vurgu yapanlar çok azdı. Genelde sırıtıldı, benim başörtüsü takmama takıldılar. Komik buldular durumu. Benim rahatımı(!) bozup oraya gitmem ve zor durumda kalacağımı düşünmeleri, o asla ve asla gezgin olamayacak insanlara kendini iyi hissettirdi. Demek ki bu duyguyu hissetmeye ihtiyaçları varmış dedim, ben de güldüm geçtim. İran’da Farsça konuşulduğunu bilenler çok azdı. Arapça konuşulduğunu zannedenler çoğunluktaydı. Tebriz’i duyunca ilgili olarak tek bilinen Şems-i Tebrizi idi. Hepinize selam olsun. Burası bildiğiniz gibi değil. İran bizim yıllardır komşumuz ve emin olun onlar bizi daha iyi tanıyorlar.
Şems-i Tebrizi
Ben de bu durumu nedense kendime misyon edinerek size bu blog aracılığıyla biraz Tebriz’den, İran’dan bahsedeceğim.
    İran, hemen yanı başımızda, tarihi çok eskilere dayanan bir uygarlık. Fars kültürü ile bizim kültürümüz, birbirinden çok şey almış. Ama muhtemelen Şii-Sünni ayrımı sebebi ile birbirimize yabancı gibi durmuşuz. Oysa ki Şems-i Tebrizi’yi, Ömer Hayyam’ı, Şiraz’ın bağlarını duymuşuzdur. Ama bu konuda da tam bir bilgimiz olmamıştır.
    Gizemli ve kapalı gibi görünen bu ülkede bize yabancı olmayan o kadar çok şey var ki. En önemlisi çok konukseverler. Televizyonlarda İran kanallarını değil, bizim kanallarımızı izliyorlar. Muhteşem Süleyman’a bayılıyorlar. Üstelik özellikle Doğu ve Batı Azerbaycan eyaletlerinde Türkçe konuşuyorlar. Türk’üm dediğinizde gözleri parlıyor hepsinin. “Ben de Türk’üm" diyorlar. Sanki bizi kendilerine örnek alıyorlar gibi. Bizden ileride oldukları şaşırtıcı noktalar da var. Örneğin kadınları daha sosyal, daha çok hayatın içinde. Çılgınlar gibi araba kullanıyorlar. Erkeklerden daha çok iş hayatındalar. Hepsi Türkiye’yi görmek istiyor. Hali vakti yerinde olanları tatillerde bize uğruyorlar. Alışverişi bizden yapıyorlar.
Chador
     İran’da 1979’da İslam Devleti kurulduğundan beri “İslami Hicap” kuralları uygulanıyor. Ülkeye giren her kadın örtünmek zorunda. Ama bu sizi korkutmasın. Bizim ülkedeki kapanış şeklinden farklı. İki uç giyiniş şekli var. Ya örtü düştü düşecek, ya da “çador” denen çarşafı kullanıyorlar. Afgan giyiniş şekli olan burkaya rastlayamazsınız. Çadoru muhafazakar olanlar giyiyor. Dışarıdan bir çarşafı üstlerine battaniye gibi sarıyorlar ama çarşafın altındakiler gayet modern kıyafetler. Kadınlarla konuştuğumda, Türkiye’de örtünmenin özgürlük olarak düşünülmesini anlamlandıramadıklarını söylediler. Örtüler neredeyse başlarından düşecek. Çünkü istemiyorlar. Tebriz’de sanki bir gün kadının biri mini eteğini giyip, başını açıp sokağa çıkacak ve her şey değişecek. Öyle hissediyorum. Sınıra o kadar yaklaşmışlar. Her ne kadar turistlere karşı hoşgörülü olsalar da sakın bu siz olmayın. J Sonuçta buraya sadece gezmeye geliyoruz, kurallarını değiştirmeye değil. (Benim yaşadığım yerde kadınların nasıl giyindiğini öğrenmek için buyrun buraya tıklayın http://imgur.com/a/HUhqA  ya da buraya http://pendar.com/story/tehrans-street-style )






        Para birimi Riyal ama Tümen kullanıyorlar. Her şey riyal olarak yazılır, siz bir sıfır atarak tümene çevirirsiniz. Yaklaşık olarak 1 dolar 3000 tümen ediyor. Gördüğünüz şeyin fiyatını önce üçe bölüp dolar olarak hesaplayın, sonra ikiyle çarparak TL’ye çevirin. Alışveriş yapmak bu sebeple biraz zor oluyor, alana kadar epey vakit geçiyor. J Paralar çok büyük ve fazla fazla bulundurmak zorundasınız. Tomar tomar para taşıyorsunuz gibi gözüküyor. Dikkatli olmak lazım. Bize göre ucuz bir yer. Eşim arabamızın deposunu Ankara’da 300TL’ye dolduruyordu, burada ise sadece 30TL. komik değil mi? Bu sebeple etraf araba dolu. Her evde en az üç araba var. Bizim evimiz Homafer Meydanı’na bakıyor. Gençlerin kızlı erkekli arabalarıyla gösteriş için dolandıkları bir yer. Bazen gördüklerime inanamıyorum. Son sürat giderken aniden durup kızlarla tanışmak için kart veriyorlar. (Bana da yaptılar da ondan bu kadar iyi biliyorum. J Tebrizli arkadaşıma başıma geleni anlattığımda da "Eeeee, siz nasıl tanışıyorsunuz?" demişti. )
Hal böyle olunca şehrin gürültüsü de çok oluyor tabi. Bağlantılı olarak hava kirliliği de…
Araba demişken kendi ürettiği arabalardan da bahsedeyim. Trafikte Peykan, Samand, Pride  marka arabaları sık sık görebilirsiniz. Bizim kendi ürettiğimiz bir arabamız bile yok!! İran’daki araba sektörüyle ilgili daha detaylı bilgi için  http://forum.shiftdelete.net/otomobil/177013-iran%60da-uretilen-ve-kullanilan-arabalar.html  ziyaret edebilirsiniz.


Pride



Peykan





(Türkiye’nin kendi yerli otomobilinin üretilmesinin konuşulduğu bu zamanda İran’ın kendi otomobilini yıllar önce üretmeye başladığı ve bunu uzun süre sürdürmüş olmasını sanırım takdir etmek lazım. İran’ın milli arabası olan PEYKAN Farsça da "OK" anlamına gelmektedir. Hala İran’da yollarda yer alan ve adet bazında bir hayli fazla olan bu arabaların üretimine uzun bir süre devam edilmiş ancak ekonomik koşullar ve yüksek oranda benzin harcaması sebebiyle 2005 yılında üretimine son verilmiş. Ancak üretim bantlarının Afrika’daki ülkelere gönderildiği söyleniyor yani Peykan artık Afrika yollarında...)
      Erkekler kadınlara “Hanum” diyorlar, kadınlar da erkeklere “Agha”. Okunuşu bildiğimiz aga. Bugün benim agam işte olduğu için fırsat bulup uzun uzun yazabiliyorum. J
Hal hatır sormayı çok severler. “Yahşisen?”
En ufak bir olumsuzlukta özür dilerler. “Bağışla”.
Dilimizdeki benzerlikleri siz de görüyorsunuz. Bazı ilginç ifade şekilleri de var tabi. Örneğin Azerice’de “ayak” kelimesi yerine “kıç” kelimesi kullanılıyor. “Ayağım ağrıdı” demezler, “kıçım ağrıdı” derler.
Bizde de buna benzer bir söylemi belki duymuşsunuzdur. “Kıçını kır, otur.” Burada söylenmek istenen ayaktır. “Sabah”, “yarın” olarak kullanılır. Yani “sabah gel” demek, “yarın gel” demektir.
Elbise yerine "don" kelimesini kullanırlar. Bir Tebrizli'nin en büyük kabusu, Türkiye'ye geldiğinde uluorta yerde "Eneeee donlar çok güzelmiş."derken yakalanmalarıdır. :) Ki, bir Tebrizli arkadaşım bunu yaşamış. 
“Hoşgelmişsiz” diyerek karşılarlar sizi. Bir şey hoşlarına gittiyse “Hoşum geldi” derler.
Haftanın günlerine çok şaşıracaksınız. Tavla oynayanlara hiç de yabancı değil:
Şembe-Cumartesi   1.gün(Türkçe anlamı gün demek)
Yekşembe-Pazar    2.gün (Türkçe anlamı 1.gün demek)
Doşenbe-Pazartesi  3.gün(Türkçe anlamı 2.gün demek)
Seşenbe-Salı        4.gün (Türkçe anlamı 3.gün demek)
Charşenbe-Çarşamba 5.gün(Türkçe anlamı 4. gün demek)
Pençşenbe-Perşembe 6.gün(Türkçe anlamı 5. gün demek)
Cüme-Cuma 7.gün
Ne Hristiyanların ne de Yahudilerin sistemini kullanıyorlar. (Yahudilerin resmi tatili Cumartesi, Hristiyanların ise Pazardır.)Burada tatil zamanı ise Perşembe öğleden sonra ve Cuma’dır. Bu sebeple 1. Gün Cumartesidir.
Çok fazla bilgi yüklememek için burada kesmeliyim. Agham gelecek, evde aş yok. Yemek yapmak için internetin başından kalkmam lazım. Bir sonraki bilgi İran tarihi hakkında olacak. Ama masal tadında…

Tekrar görüşünceye kadar, hamınıza hudahafız. ( Hepinizi Allah korusun, Allahaısmarladık gibi bir anlamı var)

11 yorum:

  1. Cok iyi anlatmissin gercekten bilgimiz yokmus :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Şaşkın Kedi, çok teşekkür ediyorum ;)

      Sil
  2. Masal gibi okudum. Icten anlatimina bayildim. Teşekkürler paylasimin icin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dilge'ciğim teşekkür ederim arkadaşım.

      Sil
  3. çevremizdeki İranlı arkadaşlardan kıyafet, günler, Türkler hakkındaki düşünceler gibi bilgilerden haberimiz vardı. Benim de merak ettiğim bir ülkedir ama hanım bu konuda çok katı...Sizleri de Allah korusun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba. Bir kadın olarak burada bulunmaktan dolayı hiçbir sıkıntım yok. Tabi ki bizden biraz farklı. Farklı da olsun zaten. Her yerin aynı olması çok sıkıcı olurdu. Ama bu engin kültür, her şeye rağmen görülmeli. Hanımınıza bloğumu okutun. Belki fikri değişir.

      Sil
  4. Blogunuzu hanımım tavsiye etti zaten Öyküm Hanım. Sizin orada sıkıntınızın olmadığını zaten tahmin ediyorum. Bizlere bugünkü kültürle ilgili daha fazla bilgi aktarırsanız, takip ediyor olacağız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşadıklarımı vakit buldukça paylaşmaya devam edeceğim. Eşinize selamlar. :)

      Sil
    2. Hanımın da size selamı var, daha doğrusu İran' dan ayrıldığınızı o söyledi. "Hayat Sokaklarda" başlıklı makaleniz hakkında sadece çok güzel demiştim. Gerçekten çok güzel...

      Sil
  5. canım arkadaşım gittiğin her yerin attığın her adımın yansıttığı ışık ve his hep yepyeni bir heyecan gibi.. senin bu yanını çok seviyorum ve gurur duyuyorum. eminim ayak bastığın her yerde olduğu gibi orda da pek çok kişinin hayatına güzellikler katarak döneceksin. maceracı meraklı ve insan kaşifi güzel arkadaşım seni kocaman bir özlemle takip ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ebruşum canım benim. Çok teşekkür ederim.

      Sil