Bumerang

20 Mart 2018 Salı

Çehov'u Okumadan Anlamak


Çehov Müzesi, Moskova,
Sadovaya-Kudrinskaya caddesi, 6

Bu hafta bir fırsat yaratıp IWC (Internatıonal Women Club) müze grubuyla Çehov Müzesi'ne gittim. Ukraynalı bir arkadaşıma bahsettiğimde, kendisini pek sevmediğini söyledi, hatta gidecek başka bir müze bulamadın mı diye takıldı. Yazım tarzını beğenmediğinden, klasikler arasında okumak istemediği tek kişinin, onun eserleri olduğundan bahsedince, yapım gereği iyice merak ettim. Herkesin övgüyle bahsettiği büyük ve önemli bir hikaye yazarını, doktoru, oyun yazarını tanıma fırsatını, bir kişinin yorumuyla kaçıramazdım. Kitaplarına başlayıp ağdalı dilinden dolayı bitiremiyormuş. Gerçekçilik akımının öncüsü adamcağız. Detay çok verdiği için böyle hissetmiş olmalı. Kendisini bir entellektüel olarak referans almayı bir kenara bıraktım. Eserlerini hatmedip bu müzeyi ziyaret etmek vardı ama bu benim şu anki yaşamımda mümkün gözükmüyor. Kitaplarından herhangi birini okuduğumu hatırlamıyorum, Vanya Dayı tanıdık geliyor, okumuşsam da lise dönemindedir ve hafızam balık...



Çehov Müzesi, Moskova,
Sadovaya-Kudrinskaya 6

 Türkçe'ye çevrilen başlıca eserleri:
*Besleme
*Korkulu Gece
*Seçme Öyküler
*Kara Keşiş
*Toplu Eserler
*Bütün Oyunları
*Marangozun Köpeği Kaştanka
*Oyunlar ( Vanya Dayı, Martı, Vişne Bahçesi, Üç Kızkardeş, Teklif, Jübile, Düğün)


İmzasına baksanıza, çok görkemli!

Klasiklerin çoğu lise döneminde okunuyor genelde. Bir de ileri yaşlarda okunması taraftarıyım. Çünkü klasikler hayatın tam içinden. Tüm insanlığa sesleniyorlar ve insanlığın temel değerlerini işliyorlar. Bu eserlerden alabildiğimiz de yaşla birlikte daha derinleşiyor. Çehov'u okumayı buraya not düşüyorum kendime. ✍📌

Müzeye gidiş metroyla çok kolay. Barrikadnaya metrosunda inip biraz yürümeniz gerekli. Kırmızı bir kaleye benzeyen bu ev, Sadovaya-Kudrinskaya 6 numarada. 650 ruble ödedim, ingilizce rehberle çok güzel bir tur oldu. 11'de açılıyor. Pazartesileri kapalı. Çarşamba, Perşembe 9'da, diğer günler gece 11'de kapanıyor. Rehberimiz Galliya harika anlattı. Ben çok etkilendim hayatından.

1860-1904 yılları arasında yaşayan Antone Çehov'un mezarı Novodevichy mezarlığında. Nazım Hikmet'in de mezarının orada olduğunu hatırlatmak isterim. Orayı da mutlaka anlatmalıyım başka bir yazıda.
Erken yaşta (44) tüberkülozdan vefat etmeseymiş, daha çok eser üretirmiş.

Müze 1953 yılında açılmış. 2003'te yenilenmiş.
Çehov'a ve ailesine ait her eşyayı toplayan kızkardeşi Maria. Eşyalar fazlasıyla otantik. Alt katta kendisinin çalışma masası, yatağı, kitapları, karalamaları, doktor çantası, kullandığı çalışma masasına ait eşyalar, ejderha şeklinde bir çift şamdan, balıkçılık aksesuarları, bir at figürüne sahip mürekkep yuvası aklımda kalanlar.

Çalışma masası

Üst katta ise büyük yazarın hayatına ait şaşırtıcı sayıda fotoğraf, ailenin eşyaları ve dünyadaki oyunlarının farklı dramatik prodüksiyonlarını gösteren bir sergi var.

O kadar çok etkilendim ki, sanki o günlerde onlarla birlikte o evde yaşadım. Elimi uzatsam sanki Çehov'un uyurken açılan sırtını örtebilecektim. Çalışma masasında yazılarını kaleme alırken, bir ara verdirip, ona kahve getirecektim. Bu arada, epey yakışıklı bir adammış.
Çehov'un yatağı

Eşi aktris Olga Knipper

Ziyaret ettiğimiz evin ahalisi.
 Çehov'un annesi, babası, kardeşleri, yakın arkadaşı, ev sahibinin çocukları.
 Çehov'un sağındaki alımlı bayan Marusia. Çehov'a aşık olduğu söyleniyor.
 Ama karakter farklılığı sebebiyle, Çehov bir aktrist olan Olga ile evleniyor. 

Ben eski fotoğraflara uzun uzun bakmayı severim. Hayal kurarım nasıl yaşadılar, neler konuştular, yürüdükleri zemin, dokundukları trabzan.... Üzüntüleri, sevinçleri, kutlamaları.... Fotoğraflardan sonra bir de o evde dolaşınca, kendi dünyamda o günlerde, onlarla birlikte yaşadım sanki...

Bu evi gezmeniz için bir Çehov hayranı olmanıza gerek yok. 19.yy sonlarında Moskova hayatını anlamak için bile bu müzeye gelebilirsiniz.


Tagangrog'da yaşadıkları dönemlerde ailesinin hayatı çok da kolay değilmiş. Babası manavmış. Babasının işleri hep kötüymüş, bu yüzden ailenin yükünü erken yaştan itibaren hafifletmeye çalışmış.  Ticarette başarı sağlayamayan babası yerine dükkanla ilgilendiği için liseyi geç bitirmiş. Sonunda babası iflas etmiş, Moskova'ya taşınmışlar. 3 sene Tagangrog'da abisiyle yalnız kalmış, geçimini kendisi kazanmış. Liseyi bitirir bitirmez o da Moskova'ya gelmiş. Zor koşullar altında geçen çocukluk yıllarına hikayelerinde yer vermiş.

Çehov Müzesi, Moskova,
Sadovaya-Kudrinskaya 6

Moskova'da sık sık ev değiştirmek zorunda kalmışlar. Sretenka, Yakimanka, Zamoskvorechye'de Çehov'un işine uzak ve kötü koşullarda olan evlerde yaşamışlar. 1874'te inşa edilen bu evi 1886'da kiralamışlar. Çehov bu evin renginden dolayı kendisini daha iyi temsil ettiğini düşünürmüş. Temiz, sessiz ve her yere yakın "kırmızı renkli çekmeceli sandık" olarak tanımlarmış.

Bu müze haline getirilmiş evde 1886'da tam üç ay süren bir yolculukla Sakhalin Adalarına gitmesine kadar 4 sene ailesiyle birlikte yaşamış. Burada en önemli eserlerini vermiş. Ivanov adlı oyunu, The Wood Demon, romanı The Steppe, vodvil olarak The Bear, The Proposal, The Wedding; kısa öykülerinden Lights, The Named-day Party, A Boring Story ve daha fazlası burada yaratılmış. Arkadaşlarını "Moskova'ya geldiğinizde mutlaka bana uğrayın, çay içeriz, yemek yeriz" diyerek davet edermiş çekmeceli kırmızı sandığa benzettiği bu eve. Bir çok önemli yazar, artist, aktör ve müzisyen bu evi ziyaret etmiş: V.Korolenko, V.Gilyarovsky, I.Levitan, F.Schechtel, P. Tchaikovsky, V.Nemirovich-Danchenko...

Hikayeler ve oyunlar yazmakla kalmamış, aynı zamanda hastalarını da bu evde alt katta saat 12 ile 3 arasında almış. O genel doktormuş, şimdiki pratisyen hekimler gibi, ama o zamanlar zaten belli konularda uzmanlaşma yokmuş.1879'da Moskova Tıp Fakültesine girmiş,  5 sene tıp fakültesinde okumuş. 1884'te mezun olmuş. Okuduğu süre boyunca da ailesinin geçimine katkıda bulunmak için çeşitli dergilerde yazılar yazmış.  Hatta üniversiteyi bitirdiğinde, bu yazılarını "Melbourne'nin Masalları" adlı kitapta toplayarak ilk kitabını yayınlamış.

Hayatı boyunca doktorluğu ve edebiyatı bir arada götürmüş. Hiçbir zaman ben iyi bir yazarım dememiş ama ben iyi bir doktorum dermiş. Okulu bitirir bitirmez hekimlik yapmaya başlamış. Yazarlığında hekimliğin izleri olduğu söyleniyor. Hatta pek çok kimse onun Çarlık Rusya'sını anlatışını, bir doktorun hastalığı teşhis edişine benzetiyormuş. Bu arada, şu bilgiyi vereyim ki ne kadar iyi bir doktor olduğunu daha iyi anlayalım; 1892'deki kolera salgını olan bölgelerde aktif rol oynamış.

Takma adı Antoşa ile bir eseri

Eserleri çok tanınmadan önce 50'ye yakın takma adla yazın hayatına devam ediyormuş. En önemli takma adı Antoşa. Ama bu evdeki hayatıyla birlikte Antoşa Çehov'a dönüşmüş. Rehberin dediği şu, "Çehov bu evde doğdu".



Burada Moskova'yla arasında kemikleşen bağlar kurmuş. Kendi doğduğu steplerden (Taganrog, Rusya'nın güneyinde Azak Denizi kıyısında), Moskova'yı ziyareti sırasında, liseyi bitirir bitirmez Moskova'ya döneceğini yazmış anılarında. Moskova Üniversite'sinde Tıp Fakültesinde okumaya başlamış. O dönemde kadınların okumasına izin verilmediği için, okulun mezuniyet fotoğrafında tek bir kadın bile olmaması dikkat çekici.

Moskova'yı gerçekten çok sevmiş, bu kent için şunları söylemiş; "Moskova'da yaşamaya çalışanlar, asla burayı bırakıp gidemezler, ben sonsuza dek bir Moskovalıyım".

4 senelik Sakhalin gezisinden sonra bu eve dönmemiş. Yine Moskova'ya yakın bir yer olan Melikhovo'da yaşamış. Bu dönemde yaratıcılığını zirveye taşımış. Orada da Çehov anısına bir başka müze var.

Bu arada Sakhalin'e niye gitmiş? 1890 yılında Rusya'nın en doğu ucuna doğru zahmetli bir yolculuğa çıkmış. Japonya'nın kuzeyindeki Sakhalin adasında binlerce tutuklu ve yerleşimciyle söyleşiler yapmış. "İnsanın aşağılanmasındaki en uç sınırı kendi gözlerimle gördüm" diye not düşmüş anılarına. Sahalin gözlemlerini de bir toplumbilim çalışması olarak yayımlamış.

Sadovo-Kudrinskaya'daki ziyaret ettiğim müzede evin düzeni, tamamen onların yaşadığı dönemdeki gibiymiş. Benim en çok ilgimi çeken alt kattaki çalışma masası oldu. Çünkü saatlerce oturup yazarmış burada. Eğer rahatsız edilmediği bir günse, tüm gün masada yazarak vakit geçirirmiş. Masasındaki at figürlü mürekkepliğin ona bayan bir hastası tarafından verildiği söyleniyor. Tedavi için ücret almamış, hatta ilaç için para vermiş. O da teşekkür için bu hediyeyi almış. Hastalarından çok para almazmış. Daha çok kazanabileceği kesin ama doktorluktan çok para kazanmak istemediğini söylermiş. Belki de bu yüzden evin sahibi onlardan senelik 650 ruble ücret alıyordu. Gerçi o dönemin koşullarında bu iyi bir para sayılabilir, bilemiyorum.

                                 Çaykovski

Çalışma masasında Çaykovski'nin bir fotoğrafı var. Çehov, kendisinin hayranıymış. Gloomy People isimli kısa öykülerini ona adamış. Bu eve Çehov'u ziyarete de gelmiş.







1887'de "Alacakaranlıkta" adlı öykü kitabıyla Puşkin Ödülünü kazanmış. Tiyatro oyunları çeşitli yerlerde sergilenmeye başlamış. 1894'te yurt dışındayken vereme yakalanmış, tedavisine Kırım'da başlamış.
1895'te Martı oyununun gösterimi başarısızlıkla sonuçlanmış. "700 yıl yaşasam bir piyes yazmam, nesine isterseniz bahse girerim" diyerek küskünlüğünü dile getirmiş. 1898'de bir tiyatro kurucusu Martı'yı yeniden sergilemek istemiş. Ve bu kez büyük başarı elde edilmiş. Tiyatro sevgisi o kadar ağır basmış ki, sonra tekrar oyun yazmaya başlamış. Bu sıralarda ileride evleneceği Olga Knipper ile tanışmış. Çehov'un oyunlarında baş rol oynamış. 1901'de Yalta'da evlenmişler. 1904'te tüberkülozu için Almanya'da Badenwiller'de bir kaplıcada vefat etmiş. Olga Knipper ise 1959'da 81 yaşında vefat etmiş.

Nikolai'nin bitiremediği Çehov tablosu
Bu evin diğer üyeleri annesi, babası, kızkardeşi Maria Pavlovna(Mapa), erkek kardeşi Mikhail. (Kızkardeşi 90 yaşına kadar yaşamış). Çehov, yeteneklerinin babasından geldiğini ama ruhunun annesinden geldiğini söylermiş. Mikhail avukatlık okumuş. Çehov'un asistanı gibiymiş. Evdeki bazı tablolar da kendisine ait, resimde yetenekliymiş. Çehov'un ilk biyografisini de o yazmış. Diğer erkek kardeşi Nikolai, ise çok daha yetenekli bir ressammış. Oturma odasındaki tablolar ona ait. Yeteneklerinin çok farkında olmayan bir ressam olarak tanımladı rehber Nikolai'yi. Abisinin bir portresini tamamlayamadan erken yaşta vefat etmiş. Oturma odasındaki bir resimde, tablosunun sol tarafındaki Puşkin silueti de dikkat çekici. Çehov'un hikayelerine konu olan evcil hayvanlar da yaşamış bu evde. Adı Fyodor Timofeich olan bir kedi, Kashtanka eserine de can vermiş.

Nikolai'nin yaptığı bir tablo, sol tarafında Puşkin silueti var

Çehov ailesi bu evde zengin bir hayat sürmemiş. Ama eğlence, uyum ve üretkenlik içinde oldukları kesin. Aile üyeleri günde 3 kez yemek odasında bir araya gelip, sohbet ederlermiş. Çehov'un ilk olarak eserlerini okuyanlar da tabiki aile fertleri olurmuş.


O dönemde yaşamamış olsam da, Çehov ailesi bana çok sıcak, samimi geldi. Üretkenlikleri, yaratıcılıkları muazzam. Üst kattaki piyanoyu ve resim tuvalini görünce şaşakaldım. O dönemi düşünsenize; TV yok, bilgisayar, telefon, tabletler yok. Her şey elle.
O kadar eser elle nasıl yazılır? Şu anda bunları yazarken zorlandığımı söylemekten utanıyorum.
Çehov piyano çalmamış ama diğer aile üyeleri çalarmış. Harika bir aile değil mi?
Ne konuşalım derdi yok. Resim, müzik, tiyatro, roman, hikayeler, denemeler, gezi.... Onları bu kadar üretken yapan sadece genleri olamaz. O zamanın enerjisi, koşulları da insanların tutkulu olmasına bir sebep olabilir. Çalışkan olmaları da alkışlanacak ayrı bir konu.
Bu müze gezisinden beri, zaten bir türlü yapamadığım zaman planlama konusunu tekrar düşünmeye başladım. Her şey elimizin altında ama eften püften abuk sabuk detaylarla çöplük gibi kullanıyoruz beynimizi... 40 yaşında piyano öğren(e)meyen ben, fırsat yok diyerek bloğu uzun süre boş bırakan ben.
Gerçekten her anlamda sadeleşip, üretebilmek için kendimize alan açmak lazım.
Eserler teknolojiyle değil, tutku ile böyle yazılır
İyiki Ukraynalı arkadaşımı dinlememişim, iyiki gitmişim. 44 yıla çok şey sığdırmış bir dehayı tanımaktan ötürü çok mutluyum. Tam anlamıyla hayatı aynalayan eserleriyle tanışmak için sabırsızlanıyorum.
Hem çok keyif aldım, hem de sanki yüzüme tokat gibi çarptı bana ait bir şeyler. Oturdum yazmaya... Bu geziyle birlikte müthiş bir yazar olmayacağım tabiki☺. Kendi çapımda gezilerimden not düşüyorum buraya. Olursam da bu paragrafa bakıp güleriz.
Kim bilir belki de yüzümde hissettiğim Çehov'un tokadıdır, şikayeti kes, kendine odaklan demek istemiştir.
Peki siz yüzünüzde tokadı ne zaman hissedeceksiniz? Ne zaman kafamızı kaldıracağız sanal sinsilikten? Ne zaman daha çok okuyacağız, resim yapacağız, yeni bir şeyler üreteceğiz? ( Yazar burada okuyucularına bir ders vermek istiyor🙂)
Eğer şimdi kalkıp bir şeyler yazmazsanız, Çehov'un ruhu sizi rahatsız etsin, bir tokat da size atsın. 🙂. Ruhu dolaşıyor Moskova sokaklarında, gönderiveririm üstünüze...Herkese iyi okumalar, iyi gezmeler...
Hızlıca müze resimlerine göz atmak için youtube kanalımdan şu videoyu izleyebilirsiniz.
Not: Fotoğraflara tek tek, uzun uzun bakın olur mu?
Genç Çehov
















Sağdaki Çehov'un çalışma masası



Doktorluk ve balıkçılık malzemelerinin olduğu dolap

Doktorluk kartvizitleri




Kızkardeşinin odası
















Çehov, Tolstoy ile











Emile Zola ile



Fotoşopla bir araya getirilmiş üçü. Çehov, Gorki ve Tolstoy. 





















































































































































































4 yorum:

  1. Anton beni tokatlasin. Bana cok lazim. Ne cizmeye, ne yazmaya, ne dikmeye elim gitmiyür.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bir gaza geldim. Anton'un tokadından sonra Tolstoy'u yazdım ama daha yazacak o kadar çok şey varki. Kafada hepsi çorba. Bahar geldi bi de. Moskova'ya bile bahar gelebiliyor. Insan inanamiyor di mi? 🙂. Gevşedi gönül yayları

      Sil
    2. Oyy negzel. Ben de kendimi ev isine vermistim.
      Ben gittim Moskva'ya bir yilbasinda. Baharini merak ediyorum, bir de St. Petersburg'da nehirde gezmeyi... Belki yapmissindir, henuz okumaya devam ediyorum.

      Sil
    3. Yazı, baharı muhteşem. Evet yaptık ama bebeli hallerden henüz yazmaya fırsatım olmadı. St. Petersburg bir başka güzel. Bu yaz ikinci kez gidicez. Tadı damağimizda kaldi. Okumana cok sevindim. Ben de seninkine ilk fırsatta bakacagim. Oglum bugün hasta biraz. Anne de erkenden yatar.

      Sil