Bumerang

30 Mayıs 2018 Çarşamba

Nazım Moskova'da yatıyor

Tayinimizin Moskova'ya çıktığını öğrendiğimde tuhaf hissetmiştim. Moskova da nereden çıkmıştı? Üstelik tercihlerimizde yoktu. Tamam Venezuela'daki kabus günler bitecekti, buna çok seviniyordum. Ama yine de bana bir yerin dayatılması fikri rahatsızlık veriyordu. Bu hisle çok mücadele etmedim.İlk başta sessiz kaldım. Gözlemledim. Sadece beni rahatlatacak bir cümleye ihtiyacım vardı ve kendimi dinlediğimde şunu duydum: "Nazım Hikmet Moskova'da uyuyor".

Neden onun o kentte olması bana huzur veriyordu ki? Sanki bir hemşerimi ziyarete gidecekmişim gibi bakmaya başladım olanlara. Dilleri farklı evet, iklim soğuk evet ama Nazım Hikmet Moskova'daydı daha ne olsundu. 

Moskova'ya yerleşir yerleşmez soğuğa rağmen koştum Nazım'ın mezarının olduğu Novodeviçi Mezarlığına. Sizi kıskandırmak gibi olmasın ama oturduğumuz eve çok yakın. Bu yüzden gide gele hacı oldum sayılır. (Şaka)

Moskova'ya gezi için gelenlere tavsiyem ise tabiki metro. Moskova'da yaşayanlar için metro candır. Onsuz bir yere gitmek akıl karı değildir. Metronun kırmızı hattı üzerinde bulunan Sportivnaya istasyonundan inip birinci çıkıştan çıkınca sağa dönün. Dümdüz ilerleyin. Karşınıza bir park alanı çıkacak. Parkın karşısında kırmızı tuğlalı girişi ile Novodeviçi Mezarlığını göreceksiniz. Bu mezarlık 16.yydan kalma Novodeviçi Manastırı'nın bitişiğinde. Mezarlık 1898 yılında Ivan Maşkov tarafından dizayn edilip açılmış. Müze gibi. SSCB devrinden beri Kremlin duvarının dibine gömülen birkaç isim hariç siyasetten sanata tüm ünlü isimler burada. Her mezar taşı orjinal bir heykel. Yakılıp külleri duvarlardaki vazolara konulanlar dahil 27 bin kişinin mezarı Novodeviçide.

Nazım Hikmet'in mezarı

Mezarlığa giriş ücretsiz. Mezarlığın girişindeki panoda 147.sırada Nazım'ın ismini göreceksiniz. Belki de benim gibi tüyleriniz diken diken olacak. Bu tablonun broşür hali de satılıyor. Dümdüz ilerleyin. Biraz ileriden sola dönünce karşınıza dalgalanan bir Rus bayrağı çıkacak. O Boris Yeltsin'in mezarı. Yeltsin'in mezarının hemen çaprazında kocaman granit taşını ve üzerinde Nazım'ın adını göreceksiniz.

Boris Yeltsin'in meezarı



Nikulin'in mezarı
Nazım'ın mezarının karşısında köpeğiyle oturan adam ise, Sovyet halklarının sevgilisi ünlü komedyen Nikulin...



















Vera'nın mezarı
Nazım'ın ayakucundaki mezar dillere destan aşkı Vera'nın. Öldükten sonra, sevdiği adamın üzerine külden bir battaniye gibi örtülmeyi vasiyet etmiş. Can Dündar'ın "Nazım'ın Evinde, Vera'nın Sofrasında" isimli kitabında yaşananlar şöyle anlatılır:

...“Vera’yı yeniden gördüğümde, beyaz porselen bir vazonun içinde bir avuç kül halindeydi. 
Novodeviçye’ye sevdiklerinin avucunda getirilmişti. 
Öldükten sonra sevdiği adamın üzerine külden bir battaniye gibi örtülmeyi vasiyet etmişti. 
Daha güzelini yaptılar: Onu, Nâzım’ın mezarında, Şair’in kalbinin hizasında açılan küçük bir çukura gömdüler. 
Böylece Vera, son yıllarını geçirdiği o kalbe ebediyen mıhlanmış oldu. 
Kalp kalbe yattıkları mezara çiçekler bıraktık. 
Ve son deminde, Nâzım’ın hasretle yanan kalbine girerek oradan yeniden püsküren şiirlere ilham veren bu kadına şapka çıkarttık.”...




Ben mezarını ilk ziyaretimde ellerimin üşüdüğünü hissetmedim. Tuhaftı, kalbim üşüdü sanki. Vera'sı da külden bir battaniye gibi örtmüştü üstünü. Yalnız değildi ki, üşümüyordu da.



Kulaklarımda en sevdiğim şiiri: Yaşamaya Dair

Hatta kulaklığınızı takın, youtubedan Genco Erkal'ın sesiyle dinleyin bu harika şiiri. Uyarmadı demeyin, ağlamanız olası.

"Yaşamak şakaya gelmez, 
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın 
                       bir sincap gibi mesela, 
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, 
                       yani bütün işin gücün yaşamak olacak. 
Yaşamayı ciddiye alacaksın, 
yani o derecede, öylesine ki, 
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, 
yahut kocaman gözlüklerin, 
                        beyaz gömleğinle bir laboratuvarda 
                                    insanlar için ölebileceksin, 
                        hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, 
                        hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, 
                        hem de en güzel en gerçek şeyin 
                                      yaşamak olduğunu bildiğin halde. 
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, 
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, 
           hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, 
           ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, 
                                      yaşamak yanı ağır bastığından. 
                                                                                     
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, 
yani, beyaz masadan, 
              bir daha kalkmamak ihtimali de var. 
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini 
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, 
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden, 
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz 
                                en son ajans haberlerini. 
Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için, 
                               diyelim ki, cephedeyiz. 
Daha orda ilk hücumda, daha o gün 
                           yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün. 
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu, 
                        fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz 
                        belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu. 
Diyelim ki hapisteyiz, 
yaşımız da elliye yakın, 
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. 
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız, 
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla 
                                    yani, duvarın ardındaki dışarıyla. 
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım 
          hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak... 
                                                                      
Bu dünya soğuyacak, 
yıldızların arasında bir yıldız, 
                       hem de en ufacıklarından, 
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, 
                       yani bu koskocaman dünyamız. 
Bu dünya soğuyacak günün birinde, 
hatta bir buz yığını 
yahut ölü bir bulut gibi de değil, 
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak 
                       zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız. 
Şimdiden çekilecek acısı bunun, 
duyulacak mahzunluğu şimdiden. 
Böylesine sevilecek bu dünya 
'Yaşadım' diyebilmen için... "


Adamcağız memleketim, memleketim derken ülkesine hasret  öldü gurbet ellerde.

 "Bütün kapıları kapalı üstüme
 Bütün perdeleri inik,
 Ne bir mendil mavilik,
 Ne bir avuç yıldız.
 Bizi burda mı bastıracak ölüm
 Biz bu şehirden gülüm
 Çıkamayacak mıyız?" diye uğruna şiirler yazdığı ülkenin vatandaşlığından 1951 yılında çıkarıldı. 1963 yılında şiirinde yazdığı gibi ülkesine kavuşamadan öldü gitti. 13 yıl hapis yattı. Dilekolay koskoca 13 yıl! Sonra 49 yaşında iken, ciğerlerinden, kalbinden rahatsız olduğu halde askere alınmak istendi. Askerlik bir bahaneydi. Zorlayacaklardı onu, harcayacaklardı. Nazım Hikmet askerden kaçarken öldü diyeceklerdi. Bu kumpas sebebiyle, çok sevdiği oğlunu ve Münevver'i, memleketini arkasında bırakarak Moskova'ya gelmek zorunda kaldı. Kaçmasaydı ölecekti.

"Memleketim, memleketim, memleketim,
Ne kasketim kaldı senin ora işi,
Ne yollarını taşımış ayakkabım.
Son mintanım da sırtımda paralandı çoktan,
Şile bezindendi.
Sen şimdi yalnız saçımın akında,
Enfarktında yüreğimin,
Alnımın çizgilerindesin memleketim,
Memleketim,
Memleketim..." 

Mezarlığın hemen yanında Novodeviçi Manastırı var. Mezarlığın içinden geçerek o manastırın bahçesini de dolaşabilirsiniz. Kapı açıksa şayet. Önünden aşağıya inin ve mezarlığın hemen arkasındaki göletin etrafında yürüyüşe çıkın. Açın Memleketim şiirini de youtubedan Zuhal Olcay'ın sesiyle dinleyin ama, benim gibi salya sümük dolanın şimdi. Bir de 3 Haziran'da Nazım'ın Ölüm Yıldönümü Etkinliklerinde ziyaret edip, mezarı başında beyaz güvercin uçurdunuz mu tamamdır. Hadi hepinize iyi gezmeler.

Not: Fotoğraflar için aşağıya doğru bi bakın lütfen. Çok fotoğraf vardı, hangisini koyacağımı şaşırdım.

3 Haziran Nazım Hikmet'i Anma Etkinliklerinden
3 Haziran Nazım Hikmet'i Anma Etkinliklerinden




3 Haziran Nazım Hikmet'i Anma Etkinliklerinden


Nazım Hikmet Ran'ın mezarı
Nazım Hikmet Ran'ın mezarı

Nazım Hikmet Ran'ın mezarı

Nazım Hikmet Ran'ın mezarı









Novodeviçi Mezarlığı

Novodeviçi Mezarlığı

Novodeviçi Mezarlığı

Novodeviçi Mezarlığı

Novodeviçi Mezarlığı

Novodeviçi Mezarlığı

Novodeviçi Mezarlığı

Novodeviçi Mezarlığı

Novodeviçi Mezarlığı

Novodeviçi Mezarlığı


Novodeviçi Mezarlığı

Novodeviçi Göleti

Göletten görünen Novodeviçi Manastırı

Göletten görünen Novodeviçi Manastırı

Göletten görünen Novodeviçi Manastırı

Göletten görünen Novodeviçi Manastırı

Göletten görünen Novodeviçi Manastırı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder