Bumerang

9 Şubat 2017 Perşembe

KABUS GİBİ

Burada yaşarken fark ettiğim ilginç, bazen de tuhaf durumları bir başlık altında topluyorum. Bir hayli uzun. Haydi başlayalım:

Süpermarket kuyrukları: Vatandaşlık numaranızın son rakamına göre uygun olan günlerde sıraya girip, parmak izi vererek ihtiyaçlarınızı alıyorsunuz. Gerekli olanlar değil de genelde elde olanlar dağıtılıyor. Bu yüzden insanlar kaliteli yiyecek bulmakta zorlanıyor.

Caracas

Banka kuyrukları: Bu ülkede her şey yavaş. Sistem teknolojiye tam uyarlanabilmiş değil ve para çektiğinizde de makine bir tomar para veriyor, saymak uzun sürüyor. Güvenli de değil üstelik. Tomar tomar paraları çantanıza sokuşturup, onu da koltuk altına kıstırıp öyle dönüyorsunuz eve. Sayamadığınız için de banka görevlisi az da olsa cebine indirebiliyor.

Doktorda kuyruk: 10 kişiye aynı saate randevu verilir ve kim önce gelirse girer. Özel böyle. Devlet hastanelerini hiç anlatmayayım.

Eczane kuyrukları: Ciddi bir ilaç sıkıntısı var. Millet ne gelmişse almak için kuyruğa giriyor.

Ödeme kuyrukları: Bir şey satın almak hiç içimden gelmiyor bu sebeple. İnanılmaz yavaşlar. Nakit sıkıntısı var, kartla ödeme yapmak zorundasın ve post cihazları çok yavaş. Sistem de hızlı olmalarına izin vermiyor ama daha çok sorun kültürel yavaşlık.

Üçü resmi tam dört çeşit para bozdurma kuru var. Resmi kurları Venezuela Hükümeti temel sağlık ve gıda malzemelerinin ithalatında ve vatandaşlarının yurt dışında yapacakları harcamaları için onlara destek sağlamak amacıyla kullanıyor. Karaborsada 1 dolar 3300 bolivar. 2 resmi kur var. Birinde 1$ 10 Bolivar, digerinde ise 670 bolivar. Hal böyle olunca da bu durumu istismar eden ve bu yolla sadece remi kurdan bolivarını dolara çevirip, sonra da karaborsada bozdurarak katlayan , kısa yoldan köşeyi dönen çok kişi var. Suistimale açık bir sistem. Sistem diyemem aslında. Kafam almıyor gerçekten. Sanki sadece karışıklık çıkarmak için ortaya atılmış, ama bu karmaşayla koca bir ülke yönetiliyor. Bu kadar büyük sistem açığıyla da kimin kimden ne çaldığı, ne aldığı belli değil.

Bachakerolar da bu sistemsizlikten doğan ara elemanlar. Bulamadığınız bir ürünü onların aracılığıyla 100 bolivar iken 30000 bolivara alıyorsunuz. Örneğin bebek bezi paketinin üzerinde kaç bolivar olduğunu görüyoruz. 1000 bolivar kadar. Ama daha dün 1 paket beze 35000 bolivar vermek zorunda kaldık. Piyasada yok çünkü. 

Üretim neredeyse yok. Bu yüzden sosyalizmin çok iyi kavranamadığını düşünüyorum. Dışa bağımlılar.

Deste deste para taşıyamayacak olman sebebiyle, her yerde kartla ödeme yapmak zorunda kalman. Park ücretini bile...Yani yine bekliyoruz, yine bekliyoruz...

Aşırı pahalılık. Enflasyon rakamları çok yüksek. Kalite ile verdiğin para örtüşmüyor.

Asgari ücret yeni zamla 48000 + gıda yardımı ile 105000 bolivar. Emekliler ise gıda yardımı almıyor. Sadece 40000 bolivarla geçiniyor.

1 ekmek 500 bolivar. 1 kg et 6000 bolivar. 1 haftalık market alışverişi minimum 60000 bolivar. Orta halli bir restoranda 2 kişilik yemek 50000-10000 arasında değişiyor.

Bozuk yollar: Uzun süre zarar görmüş yol nasılsa öyle kalır, arabalar o çukurun içine düşebilir, en sonunda birisi oraya bir saksı koyar. Ya da çöp kovası. Bunun aniden karşına çıkabilme ihtimali de oldukça heyecan verici. Burada yaşarken her günümüz böyle. Adrenalin maksimumda.

Her yağmurdan sonra patlayan borular, suyla dolup taşan yollar ama buna tezat evlerde günlerce su kesintisi yaşanması.

Güvenlik sebebiyle kimsenin olmadığı sokaklara giremezsin, akşam saat 21.00'den sonra sokaklara çıkamazsın. Yine güvenlik sebebiyle dışarıda elini kolunu sallaya sallaya dolaşamazsın, takı takmamalısın. Fotoğraf da çekemezsin. Alıp kaçarlar anlamazsın bile.

Kimse kimseye güvenmiyor. Komşusunun girme ihtimaline karşı, tüm pencereler en üst katta dahi demir parmaklıklı. Bizim yaşadığımız sitede bile hırsızlık oldu. Üstelik herkes sitede yaşayan birilerinden şüpheleniyor.  Bizim sitede bile diyorum, çünkü güvenlik önlemleri alınan, korunan bir site. Garajdaki arabalara girildi yakın zamanda. Güvenlik görevlileri, bahçıvan ve evlere tadilata gelen işçiler de zan altında. Bu yüzden sürekli bir eleman değişimi var.

Kapıyı açarken kırk kez delikten bakarsın burada. Çünkü yakasına CanTV amblemini yapıştırıp, internet arızası var, tamire geldim diyerek evleri soyan kişilere rastlamak mümkün. 

Turizm konusunda tam bir hayal kırıklığı bu ülke benim için. Harika bir iklim ve harika bir doğa olmasına rağmen, Caracas'a yarım saat mesafedeki La Guaira, Vargas inşaat mezarlığı. Deniz, sahil kirli. Sahile bile inşaat dikebilmişler, hatta gökdelenimsi yapılarda yaşıyorlar denize karşı ve orada benim yazlığım var diyebiliyorlar. İki saat mesafedeki Tucacas da öyle aman aman süper değildi. Los Roques fena değildi ama daha iyi olabilirdi.

46 litre benzin zamdan önce 3.27 bolivardı.
 Şimdi ise bunun 6 katı. Ama yine de ucuz.
Hatta bize göre bedava
Ucuz benzin güzel...de güvenlikten kaynaklı gezemedikten sonra ne anlamı var. Gittiğin yerler hep aynı. Bir de ucuz olunca hatta bedava diyebiliriz, aşırı araç kullanımı var. Egzos gazı salınımı yüksek boyutlarda.

Motorcular çok tehlikeli. Trafikte giderken nereden çıkacakları belli olmuyor. Hiçbir kural tanımıyorlar.

Kıtlık. Temel gıda malzemelerine ulaşım sıkıntılı.

Ulaşsan da kalitesi çok düşük.

Güvensizlik hissi. Bir süre sonra paranoyaklaşıyorsun. Her an bir yerden birisi gelecek, çıkıverecek ve seni gasp edecek zannediyorsun. Örneğin bir gece nispeten güvenli Mirador'da yani manzara tepesindeyız. Oğlum oynuyor, uyusun diye koşturuyoruz onu. Birisi yaklaşıyor bana, farkındayım ama bakmaya korkuyorum yüzüne, dediklerini duymazdan geliyorum. Niyeyse, korktum aslında ve taş kesildim diyelim. Adamın onuncu tekrarında bir tane sigara istediğini anladım ve mahçup oldum tabi. Meğer karşı sitenin güvenlik görevlisiymiş. Dilim döndüğünce anlattım ve özür diledim.

Sürekli yiyecekten konuşuluyor olması çok can sıkıcı. Nereye ne gelmiş, ne kadarmış?

İngilizce bilen insan bulmakta zorlanıyorsun. Bulunca da yapışıyorsun. Onlar da benimle pratik yaptıkları için ispanyolcayı tam öğrenemedim zaten.

Tekstil ürünleri çok kalitesiz.

Kalitesiz deterjanlar, temizlik malzemeleri. Kir çıkarmıyorlar. Gerçi su da kirli olduğu için deterjanlar pek etkili olamıyor. Beyazlar mosmor çıkıyor.

Su bildiğiniz pis akıyor. Alt yapı yetersiz, borular eski, paslı. Lağım olmadığını bana kimse kanıtlayamaz. 

Sular çok sık kesiliyor. Belediyeyle apartmanlara su satan tanker sahipleri arasındaki mafyatik bağlantının da buna sebep olduğu, son söylentiler arasında. 

Araçlara yedek parça bulamıyorsun.Tanıdığım çoğu insan yolda kalma korkusuyla pek dışarı çıkmıyor, uzun yola gitmiyor. Arabaya bir şey olduğunda da tamir çok masraflı olacağı için servise götüremiyor. Bu yüzden trafikte kırık dökük, koli bandıyla, kartonla tamir edilmeye çalışılmış arabalar var. 

Polis ve askerlere güven duyulmuyor. Rüşvet ve ispiyon sebebiyle...


Irkçılık. Siyahi kişilere farklı davranılıyor. Eve gelen yardımcımıza plastik bardakla, bana da porselen bardakla kahve vermişti bir kafeterya.

Kolombiyalılara farklı muamele gösterilmesi. Zamanında Kolombiya kötü durumdaymış, buraya çalışmak için gelen çok olmuş. Şimdi de kendilerine bile yiyecek kalmadığı için gitmelerini istiyorlar. Onlar da gidiyor zaten.

Güvenlik sebebiyle AVM'lerde vakit geçirmek zorunda kalışımız. Ki ben kapalı yerlerden ve uzun süren alışverişlerden nefret ederim.

Süpermarketlere yiyecek gelmiş mi diye sürekli kontrol etmek zorunda kalmamız.

Kutlamalarda havai fişek çılgınlığı, aşırı gürültü.

Hafta sonları yüksek seli, müzikli ev partisi çılgınlığı.

Tatile bayılıyorlar. Zırt pırt tatil ilan ediliyor. Zaten elektrik tasarrufu sebebiyle mesai saatleri az.

Noelde 1 ay boyunca her yer kapalı. Sokaklarda in, cin top oynuyor.

Aç insanlar, sokaklarda mango ağaçlarından meyve düşürmeye çalışan insanlar, çöp karıştıran aileler.

Genç anneler. Doğum kontrolü yok. Kadınlar çok erken anne olabiliyorlar. Kürtajı dinen kabul etmiyorlar.

Yalnız anneler. Adamlarına hiç güven olmuyor buranın. Neredeyse her 3 kadından ikisi yalnız anne.

Beyaz giyinen mezhep.(Sanitero) Ayakkabısından çantasına kadar her şey beyaz olmak zorunda. Trafik durduğunda kutulara kiliseleri için para topluyorlar.

Çok hızlı konuşuyorlar. Bazen anlamam imkansızlaşıyor.

Herkes yurt dışına kaçacak fırsat kolluyor.

Plastik sıkıntısı sebebiyle kredi kartı basımı için bile 3 ay bekleyebilirsiniz.

Hastanelere kan alımından sonra yapıştırılması için kendi yara bandını götürüyorsun.

Karakas dışında bu tablo çok daha vahim. Haftanın en az 3 günü elektrik yok, 5 gün su yok. Hatta devlet dairesinde işin varsa kendi mürekkebini, kağıdını, kalemini götürüyorsun.

Her gün bir ölüm ya da gasp haberi alınması. Tuhaf ve korkutucu bir hikaye duyabiliyorsun. 10 günlük morga gelen cinayet vakası 130. Kayıtsızlarla birlikte en az 200. Son zamanlarda bunun artmasının sebebiyse, askerin içindeki yeni bir resmi yapılanma. Sözde çetelere karşı savaşıyorlar ama arada bir sürü masum gencin de gittiği söyleniyor.

Arabalar eski, evdeki ev eşyaları eski. Sanki 1950'lerdeymişiz gibi. Arabaların yedek parçaları bulunamıyor, elektronik eşyaların da. Zaten tamir edecek kalifiye eleman da yok.

Barriolar ve barriolardaki inanılmaz hayatlar.(Varoşlar)

Chavistaların ultra zengin oluşları, eğlence düşkünlüğü. Bu beni en çok hayal kırıklığına uğratan madde. Yarı çıplak kadın ve erkekleri kiralayıp dans ediyorlar. Üstelik çoluk çocuğun önünde. Nereden mi biliyorum? Bizzat bir tanesine denk geldim.

Zengin ve fakir arasındaki uçurum.

Chavez'in aslında benim bildiğim Chavez olmayışı. Hayal kırıklığım kocaman. Venezuela devrimi tam bir balon. Ama dünyada farklı tanıtmışlar kendilerini. Bu yüzden herkes alkış tutmuş onlara. Halkı bölmek adına söylenenler akıl almaz boyutta. Örneğin; onun arabası klimalıysa o zengindir ve eğer onun parasını alırsan bu suç değildir.

Chavez kendisine yapılan sözde darbe girişimi sonrasında halkı, daha doğrusu suç potansiyeli olanları kendisini korumaları için silahlandırmış. En ağır silahlarla hem de. Bu yüzden Karakas dünyanın en tehlikeli kenti şu anda. Cinayet oranı çok yüksek.

Devlet dairesinde çalışabiliyor olmak için Chavezin partisine üye olman yani Chavista olman gerek.
Devletin verdiği evlerde oturabilmen için de bu şart. Bu evleri de dayali döşeli bedavadan vermiş zamanında. Onları kendine mecbur bırakmış. 

Diş teli, estetik konusuna takmış durumdalar. Her 5 kişiden 4ünde diş teli var, kel insan yok. Diş teli furyasını ben de denedim. Herkeste görünce çok iyiler zannettim ama o da bir hayal kırıklığı. Slikonsuz göğüsler yok gibi.

İnternet yavaşlığı, sık sık arızalanması.

Hijyen sıkıntısı.

Umumi tuvaleti olmayan tek ülke burasıdır herhalde. AVMlerdekiler de çok pis. Yiyecek almak için uzun kuyruklarda bekliyorlar ve tuvalet yok. O kuyrukların yanından geçerken idrar kokusundan rahatsızlık duyabilirsiniz.

Dışarıda en iyi yerler dahi tuvalet kağıdı ve sabun sıkıntısında.

Soğuk iç mekanlar. Klimalı AVMler, süpermarketler, restoranlar. Bildiğin üşüyorum. Ama onlar üşümüyor. Yeni doğanlar bile tek kıyafetle dolaştırılıyor.

Küçük kız çocuklarına birer kadın gibi davranmayı öğretiyor çoğu aile. Makyaj, kıyafet, saç, baş.

Güzellik kraliçesi yetiştirmek için güzellik okulları var.

Makyaja çok düşkün estetikli zengin kadınlar.

Dış görünüşe çok önem veriyorlar.

Kadınlar yaşlarını gizliyorlar. Sorulmasından da hiç hoşlanmıyorlar.

Her şey tek tip. Seçme şansın yok. Kalite aramak saçma.

Her şey çok pahalı olduğu için abur cubur yemek zorunda kalmaları.

Sivrisineği çok rahatsız edici. Kıyafet üstünden bile ısırıyor. Kaşımazsan hart hurt delirebilirsin. Kaşıyınca da yaraya dönüşüyor. 

Trafik cezası yok. Hatta içki içince daha iyi araba kullanılabildiğine dair yazılar da çıkmış gazetelerde. Bu sebeple hafta sonları gece trafikte dikkat etmeniz gerekebilir.

Evet ürkütücü çok şey var. İçiniz açılsın istiyorsanız sizi bu yazıya alalım. Her yerin kendine ait avantaj ve dezavantajları var işte. Allahtan hava güzel. Bir de odundu kömürdü ugrasamazlardı. Ülke daha da felakete sürüklenmiş olurdu.

Tüm bunları yazarken “Oh! İyi ki gidiyorum da diyemiyorum. Kolay değil iki sene kaldık burada ve insanoğlu bir tuhaf, böyle bir yaşam şekline bile alışabiliyorsun. Daha doğrusu hayatına devam edebilmek için dönüşüm geçiriyorsun. Tabi biz yabancı olduğumuz için onlar kadar kıtlık çekmedik. Öyle ya da böyle bir şekilde bulmaya çalıştık. 

Tabi ki sevdiğim ve aklımın kalacağı insanlar da bu hislerime sebep. Her şeye rağmen, burayı ve buradaki insanları seviyorum. Umarım en kısa zamanda bu zor dönemi atlatırlar. Yoksa burada yaşamak gerçekten çok zor.









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder